Full Moon in Sagittarius: Wings of Icarus

I hear a call from the distance
Where the Sun sets into the islands
Deep into the Icarian Sea.

We are heading towards a full moon in the sign of Sagittarius.

According to the location of Hagia Sophia, the moon comes to fullness about an hour before noontide. 08:29 AM GMT: 09:29 London, 10:29 Prague, 11:29 Athens. I recommend you to check the exact time for your location.

Moon has her own life. In each cycle she is born (new moon), she grows, comes to fullness (full moon), she fades and dies (dark moon). This corresponds to the cycle of life. We see this in the life of plants, animals and humans. The triad of the Maiden-Mother-Crone corresponds to the phases of the Moon. Women’s cycles of life and life-giving, death and rebirth are the rules of Nature.

Arriving at the hour of the full moon means many things. Things we have started two weeks ago may come to flowering, the ideas we have concepted earlier may have come to fruitation, we may choose to cut our ties with something/someone or the silvery light of the Moon may reveal that which cannot be seen in the golden light of the Day.

The astrological indications of this full moon reminded me of the story of Icarus. Icarus is the son of Daedalus who built the Labyrinth in Minos. It is also said that Daedalus helped Theseus, too. Therefore he was imprisoned inside the Labyrinth (which he built himself!) with his son Icarus. A genius mind always finds a way out. Do you remember what I had wrote about the new moon in Gemini ? A man builds his own wings… It is the human mind, capacity and the ability to create. This is what takes us forward in life even when we are locked up. Thus Daedalus and his son Ikarus made their winds out of wax and geese feather.

Daedalus and Icarus wore their wings and were ready to take their flight from Crete, across the Cyclades and north to mainland Greece, over the wine dark Sea. Yet Daedalus warned his young son: “Fly from the middle way, not too close to the sea for the waters will wet your wings and you may fall; not too high up towards the Sun, for the Sun will melt the wax and you may loose your wings forever.” Youth… The young Icarus nodded and who knows what he held in his heart… Perhaps he was too enthausastic or encouraged or too optimistic ? Ikarus took the wind and flew away from the wooded mountains of Crete, over the well populated islands…Flying was such a joy, freedom at last… after captive years, he was now free as the winds. I cannot tell you how he felt for I have never flew myself like this. But they say, he took a wild wind up, towards the Sun and his laughters of joy was heard from the islands. He, as his heart also flew with him, wanted to touch the Sun and flew up high… Yet, as his father had warned him, the Sun melted the wax that made his wings… and the beautiful youth fell, down into the Sea where now is named after him.

These days we may feel like the young Icarus. Perhaps too optimistic or too enthasuastic. Everything may seem to go as we wish. It must be the astrologer’s duty to give a slight warning that things may not be what they seem. It is best to ground, stay grounded and not forget the restrictions of reality. We have been going through really harsh times and this full moon I doubt not brings some joy and lightness to our hearts. Yet it is best to think twice and not stray from the rules even though we are so very tempted to break them. Keeping to the measure is also a virtue.

Μηδὲν ἄγαν, Nothing to excess.

Blessings,

Begüm

June 2019

KADIKÖY

13 Mayıs Haftası

Akrep’te Dolunay

Bu haftasonu Akrep Burcunda bir dolunay yaşıyor olacağız. Bu dolunay bizi daha önce bilmediğimiz ve henüz keşfetmediğimiz sulara taşıyor.

Haftanın ilk iki günü, Ay Başak’ta seyrederken önümüzdeki günlere hazırlık evresindeyiz. Önce iyileştirmemiz, tamir etmemiz ve hazırlamamız gereken şeyler var. Bunlar, işlerimizle, çalışma hayatımızla ilgili konular olabilir. Ay Başak’ta seyrederken masamızı düzenlemek, kendi alanımızı temizlemek, dosyaları dosyalamak, hesap defterlerini gözden geçirmek ve bahçemize bakmak isteriz. Pazartesi ve Salı günleri işlerle uğraşmak ve haftasonuna pek iş bırakmamak için iyi organize olmak için ideak görünüyor.

Çarşamba günü öğle saatlerinde Venüs, Boğa Burcu’na geçiyor. Venüs, Boğa’da güzelliğini, renklerini ve bolluğunu tam olarak ifade eder. Burası onun bahçesi, tüm renkleriyle, tüm kokularıyla açtığı yer. Venüs burç değiştirirken Ay da Terazi’de olduğuna göre bu değişimi hepimiz yaşayacağız ve deneyimleyeceğiz. Bugün öğle arasını biraz daha uzatmak, kahvenin yanına bir kurabiye daha almak, çalışmaya biraz geç başlamakta hiçbir sorun yok. İkizler’in son derecesindeki Mars, müdürünüzü henüz çileden çıkarmadıysa tabii.

Perşembe sabahı Mars’ın Yengeç Burcu’na geçmesiyle de önümüzdeki dolunayın temelini oluşturan iki unsur da değişmiş olacak. İşte sanıyorum ki Perşembeden itibaren dolunayın etkisi başlayacak.

Cuma günü öğle saatlerinde Ay’ın Akrep’e geçmesiyle enerji daha da derinleşiyor ve duygulara, duyguların derinliğine doğru inişe geçiyor olsa da Uranüs bizi uyandırıyor.

Haftasonu için de ayrıca bir yazı hazırlarım 🙂

 

 

Sevgiler

Begüm

Terazi’de Dolunay: İlişkilerde Son Durum (müzikli)

“I can sing a love song like the way it is meant to be but I guess I am not good at that anymore.”

Hiç düşündünüz mü neden insanların sevgilisi olur ? Neden evlenirler ? Neden ortaklık kurarlar ? Neden ortaokulda lisede kızların illa ki bir tane en yakın arkadaşı olur ?

Ben özel radyoların ve özel televizyonların, müzik kanallarının ortaya çıktığı dönemde büyüdüm. Kumralım, esmerim, güz güneşim, yaz aşkım, birtanem, iki tanem, aşk meleğim, döndür bebeğim… Hatta 1995 yazında, Top 5’ta Bon Jovi’nin Always klibi çıkacak diye televizyonun başında beklerdim…

 

İşte bu dolunayda da enerjiler biraz bu klipteki gibi, dramatik, durduk yere maraz çıkartan, şok eden, birden bire alevlenen ama bir o kadar da aşk, sevgi ve belki de tutku dolu.

İlişkilerde sürprizler söz konusu. Bana gelen en süper soru: “iyi mi kötü mü”. Bunu nolur sormayın, biz astrolojide hiçbir şeyi iyi ya da kötü olarak tanımlamıyoruz. Sürpriz, sürprizdir; iyisi de olur kötüsü de. Önemli olan karşımıza çıkan olaylara bizim nasıl yanıt verdiğimiz, hangi tutumu sergilediğimiz. Biz kendi tavırlarımızdan, tutumlarımızdan, sözlerimizden ve hareketlerimizden sorumluyuz. Bu sorumluluktan kurtulmanın hiçbir yolu yok.

21 Mart’ta Güneş’in Koç’a geçmesiyle yine güzelim Terazi Burcu’nda bir dolunay yaşamıştık. Bu Terazi’de yaşayacağımız ikinci dolunay. O dolunayda başlayan süreçler şimdi bir sonlanmaya doğru gidiyor. Bu dolunay bize ilişkilerimizin iyi olabilmesi için her şeyden önce kendimizi tanımamız, kendimizle olan ilişkimizi dürüstlük ve açıklıkla, biraz da Koç’un çocuksu masumiyetiyle gözden geçirmemiz gerektiğini öğretmişti. Yani umarım bunları yaptınız, bu konularda belli farkındalıklara ulaşıp aslında sorunun karşıda değil de sizde olduğunu biraz olsun anladınız geçen bir ay içinde 😀

ner

Şimdi bugün yepyeni bir sayfa açılıyor ilişkilerde. Hem kendimizle hem de karşıdakiyle. Unutmayın, karşımızdaki kişide gördüğümüz eksiklikler, kötü yönler aslında bizden, bizim henüz kendimizde tanımadığımız, göremediğimiz parçalarımızdan kaynaklanıyor. Buna teknik olarak yansıtma diyoruz. Farz edelim ki bir kişi resim konusunda çok yetenekli olsun ama bunun farkında değil, bir şekilde hayatta hiç bunu ifade edememiş. Bu kişi resimden, sanattan, sanatçılar nefret de edebilir, tüm varını yoğunu yağlıboya tablolar almak için seferber de edebilir. Kendinden gizli saklı olanı dışarıda görmek böyledir. İnsan aslında kendi içinde olanın peşinden koşar durur. Dışarıda görüp de aşık olduğumuz özelliğin kendimizde olduğunu farkettiğimizde ve bu özelliği kendimizde bütünleştirebildiğimizde biraz daha büyümüş oluruz. İşin komik tarafı da bu, insan aslında asla büyümeyi tamamlamıyor, hep çocuklar gibi büyüyüp gelişiyoruz; bu gelişim bir şekilde durdurulduğunda sıkıntılar çıkıyor zaten.

İşte biz de aşk ve ilişkilerde kendimizde eksik olanı karşı tarafa sinema projektörü gibi yansıtıyoruz. Belki bazen karşımızdaki insanın yapmadığı şeyleri, aslında onda olmayan özellikleri de fantastik bir şekilde onda görmeye başlıyoruz. Yansıtma insanın bütünlüğe ulaşma amacının bir parçası. Kendisinde kabul edemediği, hayatına entegre edemediği yönlerini karşıdaki insana yansıtınca da sanki sorun o kişide ya da ilişkide ya da sevgide ya da aşkta gibi görünüyor,  her şey için karşısındakini suçlamaya başlıyor insan… You are to blame, you give love a bad name. 

Merkür, Kiron ile birleşik. Yaralayıcı sözlerden kaçınmak gerek. Özellikle Yaylar, sizi biliyorum, o ateşli okları bazen sözler yoluyla etrafa saçabiliyorsunuz. Konuşmadan ve o mesajı yollamadan önce iki kez düşünmekte fayda var.

İşin içinde Uranüs varsa özgürleşmek de vardır. Karşıya yansıttıklarımızdan, ilişkiler yoluyla kendi kendimize taktığımız prangalardan özgürleşiyoruz. İşte bu kısım biraz sürprizli olabilir.

Bu dolunayda aslında bunların hepsini aşmak için gerekli her şey var. Nereye kadar yansıtmalarla, ben-sen kavgasıyla, egoları şişirerek gidebiliriz ki ? Sonuç ortada, mahvedilmiş bir dünya Artık bırakmak gerek bu işleri, insan ancak kendinden arındığında erişebilir aradığı sonsuzluğa ve yüksek sevgiye. Aşk ve sevgi için egoyu feda edecek Balık’taki Venüs ve bizleri çok daha güzel bir döneme götürecek…

 

İletişim için: Lydiansoulwork@gmail.com

 

Sevgiler

Begüm

19 Nisan 2019

KADIKÖY

 

 

 

 

Başak’ta Dolunay: Hayallerini Gerçekleştir

Başak Dolunayları, Balık’ın sonsuz sevgisinin ve derinliğinin kendini maddi dünyada ifade etmesini anlatır. Başak-Balık Ekseni ruhun dünyaya bedenlenmesi ile ilgilidir, doğum yapmış olan her kadın bunu bilir.

İşte Başak’ta seyredecek olan Dolunay da Balık’ın sonsuz ilhamını, ruhsallığını, bitmeyen sevgisini ve aşkınlığını bu dünyada ifade etmemiz, maddeleştirmemiz, somutlaştırmamız için bir kapı açıyor bu gece göklerde…

 

whhh

 

Bu dolunay esnasında Başak Burcu’nun tüm pratik zekasını, aklındakini gerçekleştirme yeteneğini, üstün iletişim kabiliyetini taşıyan Merkür, Okyanuslar Kralı Neptün ile birleşiyor… Derinlerden, rüyaların ve hayallerin geldiği o karanlık ve gizli yerden mesajlar getiriyor bize Merkür.

 

images

 

Başak dolunayındaki avantajlarımızdan biri de Merkür’ün Satürn’den aldığı destek. Merkür ile Satürn arasında sekstil açı var, yani 60 derece. Bu demektir ki biz inisiyatif alırsak, hayalerimizi çok dağılmadan, belli sınırlar ve kurallar çerçevesinde, yapılandırarak ve gerçek dünyanın sınırlarını ve sorumluluklarını da gözeterek gerçekleştirmek mümkün. Satürn gerçeklerden bahseder, gerçek dünyanın, maddi dünyanın ağırlığından…

Başak dolunayları aynı zamanda arınmayla, fazlalıkları atmayla ve sadeleşmeyle de ilgilidir. Sadeleşmek, dolaplarımızda yıllardır duran ve hiç giymediğimiz, kullanmadığımız şeyleri başkalarıyla paylaşmak yeninin, yeni mutluluğun, bolluk ve bereketin kapılarını açar.

Zihinsel arınma da hayatta bizi bloklayan, gitmemiz gereken yoldan alıkoyan yargıların ve düşüncelerin artık bırakılması ve daha güzel bir gelecek için zihnimizde yer açılmasıdır.

 

DSCF4031-004

 

Bu dolunay duygusal arınmayı da beraberinde getiriyor. Yeni bir mevsime, yeni bir bahara hazırlanmak için eskiyi bırakmak ve eski duygulardan arınmak gerekir. Arınmanın ardından özgürlük hissi gelir.

Hayallerimiz, en derin arzu ve isteklerimiz, belki de kalbimizin en derin arzusu göklerden yansıyacak ve hepimiz kendi hayallerimizi gerçekleştirmek, pratiğe dökmek ve arzu ve isteklerimiz üzerinde çalışmak için yeni bir yol farkedeceğiz bu gece dolunayın gümüşi ışıkları altında…

 

Peki ben ne yapmak istiyorum ? Kendimi yeterince tanıyor muyum ?  Ruhumun isteği nedir ? Hangi donanımlara sahibim ? Neyi gerçekleştirmem daha kolay, neler benim için daha zorlayıcı ? Hangi alanlarda mücadele ediyorum ? Bu dünyaya getirdiğim hediye nedir ? Bu soruların yanıtlarını da astrolojik doğum haritasında buluyoruz.

 

Kişiye özel astroloji çalışmaları için iletişime geçebilirsiniz.

 

Sevgiler

Begüm

Lydiansoulwork@gmail.com

 

Başak Burcu 2019

Burcunuza Göre Takı ve Aksesuar Seçimleri

Merkürlüler: İkizler ve Başak

 

Yay’da Dolunay: Yeni Bir Macera

29 Mayıs Salı akşamı harika bir dolunay bizi bekliyor. Göklerde oluşacak Su Üçgeni’nden mi bahsedeyim yoksa bu güzelim akışın en tepesinde Venüs ile birlikte parlayacak olan Sirius Yıldızı’ndan mı ?

15 Mayıs’tan beri yaşadığımız gerginlikler, sıkıntılar artık son buluyor, her şeyin  içsel gücümüzün daha çok farkına varmamız için yaşandığını, güvenimizi test etmek için başımıza geldiğini fısıldıyor sanki bu gece Dolunay.

Yay Burcu inanmakla ilgilidir, insanın kendine, dünyaya, insanlığa olan inancıyla ilgili. Son dönemde hayatınızda yaşadığınız olaylar inancınızı mı sarstı ? Güveninize mi zarar verdi ? İşte bu Dolunay’ın gümüşi ışıkları altında daha yüksek bir bilinç sizi bulacak ve açılan bu yaralar şifalanacak.

Son iki haftadır yaşadığınız sıkışıklık, patlamak üzere olmak hissi şimdi yerini yeni ufuklara, daha yüksek bir perspektife, şefkat ve Yüksek Sevgi ile yeni bir yolculuğa hazırlanmaya bırakıyor…

Hobbitköy’den asla ayrılmak istemeyen Bilbo Baggins gibiydiniz ama Gandalf, yani Uranüs, ısrarla sizin kapınızı çaldı ve rahatınızı kaçırdı. Dünyanın en korkunç şeyi -mesela bir Ejderha’nın hazinelerini çalmak- gibi görünen bir maceraya itiyor şimdi sizi hayat. Yolculuğunuz nasıl geçer bilmiyorum, umarım iyi geçer. Sadece şundan eminim ki gidersiniz, dönersiniz ama asla tekrar aynı kişi olamazsınız.

Bu yolculukta yanımızda çok uzaklardaki yıldızların ışığını su dolu kristal bir şişe içinde bize veren Venüs (Galadriel), Sonsuz Okyanuslar’da yolcuk eden Neptün (Círdan) , Şifa ile Zehir’in Kapıları’nda bekleyen iyi kral Jüpiter (Elrond) var.  Ve tabi ki Uranüs, yani Gandalf, bizi bırakmıyor.

 

İşte bizi sıkan bunaltan ve yaralayan hayatı geride bırakıp sonsuzluğua açılıyoruz… Yeni bir Macera başlıyor, bir öncekinin bittiği Eşik’ten…

 

 

 

Sevgiyle,

Begüm Asteria

Mayıs 2018

KADIKÖY

Lydiansoulwork@gmail.com

 

 

 

 

 

Koç’ta Dolunay: Penthesilea ile Akhilleus

Perşembe gecesi Koç Burcunda bir dolunay yaşayacağız.

Dolunayın ışıkları altında bir birleşme, buluşma gerçekleşiyor. İnsanın birbirini anlamayan, dinlemeyen, biri gitmek isterken öteki kalmak isteyen iki parçası nihayet birleşiyor.

Bu dolunayın kendini anlama, kendisiyle birleşme ve kaybettiği parçalarını bulma yolundaki insanlar için çok önemli olduğunu düşünüyorum. İçimizdeki öteki ile birleşme, hep düşmanımız olarak gördüğümüz, yenmeye çalıştığımız, sürekli bir kavga gürültü içinde olduğumuz taraflarımızla bir anlaşmaya varmak ve bundan sonra birlikte yürüyerek daha da güçlü olmak için harika bir fırsat; içsel evliliğe giden bir kapı açıyor gökler bu gece bizler için.

Bunun üzerinde bu kadar durmamın sebebi Venüs ile Mars’ın Başak Burcunda birleşiyor olması. Başak, Latince Virgo; hem kadın hem erkek olan demektir. Vir erkek; gyn de kadın anlamına gelir. Aynı anlam Türkçe’de kızoğlankız kelimesi ile karşılanıyor.

İşte Başak Burcu zıt kutupların birleşmesinden doğan kusursuzluk prensibidir. Tamamlanmadır. Çiçeğin taşıdığı dişi ve erkek öğelerin birleşiminden oluşan ve yeterince olgunlaşmış, kusursuz meyvedir Başak. İnsan da bu kusursuzluğa ulaşmak ister, bunun için didinir durur.

Bu gece işte dişi ve erkek öğeleri gösteren Venüs ve Mars (aynı zamanda bu dolunayın da göstergeleri – ama bu biraz teknik) Başak’ta birleşiyorlar. Güneş ile Ay’ın karşıtlığından kusursuzluk içinde bir birleşme ortaya çıkıyor.

Bunu daha iyi anlayabilmek için yine yeniden, her zamanki gibi kendi topraklarımızın mit ve öykülerine dönüyoruz. Sizler için en sevdiğim mitlerden birini anlatacağım;  Truva’ya gidiyoruz!

 

tumblr_o5sa5152je1v98hxho1_500

 

Truva Savaşı’nın sonlarına doğru, Akhilleus Hektor’u yenip de tüm İllion’u kara bir yasa boğduktan sonra Amazonlar sürdüler atlarını batıya doğru. Başlarında Kraliçe Penthesilea vardı.

Savaş alanında acı dolu Akhilleus ile Penthesilea ölesiye kapışırlar. Sonunda Penthesilea düşerken miğferi başından kayar ve güzel yüzü ortaya çıkar. Akhalar şaşkınlıktan donakalır. Derler ki Akhilleus, Penthesilea’nın bedenini savaş alanında bırakmaz ve onu uzaklara taşır; hak ettiği gibi onurlandırır ve bir kraliçenin hak ettiğinden daha aşağı olmayan bir mezar inşa eder onun için. 

Bundan kısa bir süre sonra da zaten  Akhilleus da topuğundan vurularak ölecektir. 

 

Penthesilea ile Akhilleus karşılaştıkları anda düşman olsalar da sanatçılar tarafından hep birbirinin kollarındaki iki aşık olarak resmedilmişlerdir. Hiçbir sanatçı onları kavga ederken resmetmedi; onlar Akhilleus’un şaşkınlığını, pişmanlığını ve bir anda düşmanlığı bırakıp da kendini derin bir sevgi ve bağlılık için bulmasını seçti.

Su ile limonu karıştırırsanız artık elinizde su ve limon yoktur; limonata vardır. Birbirinden farklı iki kalite birleştiğinde artık bu iki şey ortadan kalkar ve ortaya yepyeni bir şey çıkar. Bu önceki iki şeyin ölümü ama yeni bir şeyin doğumu demektir bu. İşte kendimizi sevmek de aslında, eski “ben”in ölmesine izin vermek anlamına gelir. Nice takıntılarımızı, “ama ben buyum”larımızı, “bu beni ben yapan şey”lerimizi geride bırakamadığımız için olduğumuz yerde takılı ve çakılı kalıyoruz.

Bu gece kendi içimizdeki düşmanla yani kendimizle barışmak ve sonsuza kadar iki sevgili olarak hatırlanmak için iyi bir şans olabilir…

 

alexandros
Koç Burcu’nun tarihsel simgelerinden Büyük İskender

 

 

 

Sevgiyle

Begüm Asteria

Ekim 2017

KADIKÖY

 

 

 

Balık’ta Dolunay: Karşılıksız Aşkların Karşılığı Vardır

İşte bu yüzden gelir Selene
İzlemeye uyuyan Endymon’u
Ida’nın eteklerinde
Denizin yakınında
Sessiz bir mağarada.

 

Bu gece gözlemleyeceğimiz ve Çarşamba günü sabah saatlerinde kesinleşecek olan Dolunay, Balık Burcu’nda gerçekleşiyor.

On İkinci Ev’in ruhu Balık, ruhsallığı, aşkınlığı, sonsuz kozmik okyanusu, anne ile çocuğun arasındaki Bağ’ı simgeleyen Balık… Son yıllarda hepimizin kendini daha sezgisel, daha spiritüel, daha hisli bulmasının göstergesi olan denizlerin hakimi Neptün ile birleşiyor Dolunay.

Rüya alemlerinin, duyguların, söz ile ifade edilemeyenlerin kapısı açılıyor bu gece. Göklerle yer arasındaki aşkın gösterisi olmalı bu.

Bu dolunayda anlatılması gereken çok eski bir hikaye var…

 

Selene ile Endymon

Eskiden, çok eskiden, genç bir çoban vardı Kazdağlarının eteklerinde koyunlarını otlatan. Bu genç o kadar güzeldi ki o geçerken çiçekler boyunlarını eğer, akan sular yavaşlardı. Çaldığı flüdün sesini takip eder dururdu sürüleri, bazen sürülerine ceylanlar ve geyikler de katılırdı, duydukları sesin ardından gider dururlardı bu vahşi hayvanlar bile, müziği böyle büyülerdi onu duyanları. 

Yine böyle bir dolunay gecesinde Ay, yani Selene, onu gördü. Ay soğuk gökyüzünde yapayalnızdı, yıldızlar ona uzaktı ve ışıkları onunki kadar güçlü de değildi. Ölüp ölüp yeniden doğardı Selene, bu yüzden ölümlülere yakın hissederdi kendini, insan da Ay gibi doğar, olgunluğa erişir ve ölür. Ama yine de ölümsüzdü Selene, her ölüşünün ardından tekrar doğmayı bildiği için. 

Selene aşık oldu Endymon’a. O su içerken balıkların üzerinde parlıyor, o gezerken ağaçları aydınlatıyordu ışığıyla. Ancak biliyordu Selene onun ölümlü olduğunu ve bir gün öleceğini. Endymon da her insan gibi yaşlanacaktı ve bozulacaktı o güzelliği. Yüreği nasıl dayanacaktı Selene’nin buna ? Zaman bu kadar acımasız olmak zorunda mıydı ? Bunun üzerine Selene, masal ya bu, Endymon’a sonsuz yaşam bahşedebilmek için onu, bir gece mağarasında uyurken ölümsüz kıldı. Ne uyanacaktı genç çoban, ne de ölecekti. Orada, uyur halde kalacaktı sonsuza dek. Böylelikle Selene de her gece Ayışığı olarak bu mağaraya girip onun güzel yüzü üzerine düşebilsin… 

O yüzden siz siz olun, eğer Kazdağlarında gezerken bir pınar kenarında kapısı asmalarla kapatılmış bir mağara görürseniz girmeye çalışmayın. Endymon’u uyandırabilirsiniz. 

 

selene

 

İşte bir şeyi, bir kişiyi, bir düşünceyi, bir ideali onun haberi dahi olmadan sevebilmenin yüceliği Balık Burcu’nda ifadesini buluyor. Sevginin sonsuzluğu kendini okyanusların enginliğinde gösteriyor. Tıpkı Rusalka hikayesi gibi, karşılıksız olan sevgi bizi ruhen geliştiren, kendimizi ve duygularımızı bizim varlığımızın farkında dahi olmayan birisine feda etmemizle bizi bir üst seviyeye çıkaran bir süreç haline geliyor. Karşılık bulamayan duygularınız her şeyden önce size aittir ve bu sonsuz bir zenginliktir.

Karşılıksız aşkın karşılığı ruhun gelişmesi, yeni farkındalıklar kazanması ve duygusal derinliğinin, yüceliğinin farkına varmasıdır.

Bu dolunay Balık Burcu’nda ve Neptün ile birleşmekte olduğu için analiz yapmaya, düşünmeye, irdelemeye gerek yok. Bırakın hikayeler, şiirler, şarkılar, gözyaşları, duygular aksın… Yüksek Sevgi kendini göstersin.

 

Çok yoğun geçen Ağustos’un ardından artık sonbahar tüm duygusallığı ve narinliği ile geliyor. Şimdi biraz ıslanma zamanı ve hayal kurma…

 

Bu Dolunayda Yapılabilecekler

 

Balık enerjileri ile yüklü bir dolunay döneminde olduğumuz için iç dünyaya, ruha yönelik her türlü çalışma verimli ve etkili olacaktır. Bunlardan bazıları:

Rüya Kuluçkası

Müzik dinlemek, resim yapmak, Tolkien okumak.

Spiritüel aktiviteler.

Deniz kenarında olmak.

Su ile meditasyon, su elementi ile çalışmalar.

 

Son zamanlarda yaptığım doğum haritası yorumlarından çok güzel sonuçlar alıyoruz. Eğer siz de kendi doğum haritanızı merak ediyorsanız Lydiansoulwork@gmail.com adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz. Bize Facebook Sayfamız üzerinden de ulaşabilirsiniz. 

 

Işık ve Yüksek Güzellikle,

Begüm Asteria

Eylül 2017

Kadıköy

 

 

“…in the end Shadow was only a small and passing thing: there was light and high beauty for ever beyond its reach.”

J.R.R. Tolkien