Kahramanın Sonsuz Yolculuğu: Başak Burcu

Nöbetçiler kahramanımızı yaka paça aldı kalabalığın arasından, merdivenlerden rüzgar hızıyla indirdiler ve o daha ne olduğunu anlamadan attılar zindana…

Kraliçeye saygısızlık etmek kabul edilebilir bir şey değildi, hem de bir yabancı tarafından… Birkaç gün zindanda kalacaktı kahramanımız… Burada, gün ışığından uzakta güçsüzeştiğini hissetti. Neredeydi şimdi az önce içinde olduğu ihtişam, bolluk, eğlence… sanki bir anda dönmüştü kaderi.

Birkaç gün sonra yine nöbetçiler geldiler. Hala serbest değildi, bu sefer onu mutfağa getirdiler. Koca bir çuval dolusu patatesi soymasını emrettiler. Burada o bir esirdi, bir tutsak ve onu tutsak edenlerin istediği her şeyi yapmak zorundaydı!

Soymaya başladı kahramanımız patatesleri… Daha birkaç haftaya kadar özgürce gezip etrafı keşfederken şimdi ne alemi vardı yani şu mutfağın köşesinde patateslerle boğuşuyor olmanın… Ama belki de hayatın döngüsü böyleydi, bazen özgür bazen de tutsaktı insan maddenin sınırları içinde ?

Burada, mutfakta çok iş görülüyordu. Hamarat kadınlar neler yapıyordu neler… Hamur açanlar, sebzeleri doğrayanlar, pastalar, börekler… Tüm sarayın karnını doyuran yiyecekler burada yapılıyordu. Bu sebzeler ve meyveler de yine onlar gibi  çalışan, tüm hayatları boyunca toprağa emek veren insanların ellerinden çıkıyordu… Toprak ne verimliydi, eğer onun için çalışırsa insana veremeyeceği zenginlik yoktu Toprağın… İşte patatesleri soyarken ellerine bulaşan Toprak ona bu sırları veriyordu yavaş yavaş, adım adım, ilmek ilmek…

Kahramanımız bugünlük patates işini bitirdiğinde mutfaktaki kadınlardan biri ona koca bir tepsi getirdi, tabi ki bu kendisi için değildi. Sarayın doktorlarının ve şifacılarının akşam yemeğiydi bu, üst kattaki çalışma alanına çıkarılması gerekiyordu ve bu görev ve hizmet için tabi ki bizim kahramanımız seçilmişti…

 

Aldı bizimki tepsiyi ve ona tarif edilen yoldan yürümeye başladı. Tam da ona incelikle ve ayrıntılı şekilde tarif edildiği gibi bir yere geldi, yol o kadar iyi tarif edilmişti ki, sarayın kalabalığı ve karmaşık koridorları içinde şaşırmadı yolunu, eliyle koymuş gibi buldu aradığı yeri.

Burada doktorlar, alimler, şifadan anlayan kimseler vardı, kraliçenin kişisel doktorları. Hem saraylıların sağlığını gözetiyor hem de kendi çalışmalarını devam ettiriyorlardı belli ki. Duvarlarda çeşitli şifalı otlar, etrafta kitaplar vardı. Sessizlik hakimdi buraya, ağır ama mutlu bir hava vardı sanki. Derin bir çalışma içindeydi buradakiler, birçoğu da uzun yıllarını insan bedenini, anatomisini anlamaya vermiş, derinlikli ve ayrıntılı bilgi sahibi insanlardı. Kahramanımız tepsiyi masaya bıraktı ve ayrıldı bu yerden.

 

Bakalım bir dahaki sefere başına neler gelecek kahramanımızın…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s