Terazi’de Yeni Ay: Kız Kaçırma

Bu sabah Terazi Burcu’nda, Terazi’nin Kefeleri’ni tutan ortadaki merkez üzerinde bir Yeni Ay yaşıyoruz. Bu Yeni Ay’ın misafiri Güzel Saçlı Demeter (Ceres).

Yeni aylar, Güneş ile Ay’ın, yani maskülen nitelik ile feminen niteliğin biraraya gelmesiyle oluşuyor bildiğiniz üzere. Güneş ve Ay birleştiği için yeni aylar bir tür bilinçsizlik halini ve bununla birlikte yeniden doğuşu, yeni bir döngünün de başlangıcını gösterir.

Bugün yaşadığımız Yeni Ay, Terazi’de olduğuna göre bize dengeden, anlaşmalardan, “sen bunu vereceksin, ben de bunu vereceğim”lerden, birlikteliklerden, birlikte yapılan işlerden, ilişkilerin, doğanın, her şeyin dengesinden bahsediyor.

Peki İnsan ne zaman Doğa’nın dengesine uymayı öğrenir ? Doğayı, Dünya’yı keyfine göre, ya da korkuları güvensizlikleri yüzünden kaçırıp saklayamayacağını öğrenir ? Dünya’ya sahip olamayacağını öğrenir ? Doğaya, toprağa, bir şeylere sahip olma isteği küçüklükten, çocukken kendimizi güvende hissetmek için kurduğumuz fantazilerden geliyor. Sahip olma isteği tabi ki insan psikolojisinin derinlerinden de geliyor. İnsan doğaya sahip olmaya, çayırları çitle çevirmeye, odunları kesip depolamaya, tarımla vahşi olanı “ehlileştirmeye” çalışırken aslında doğa ile bir tür anlaşma da yapmak zorunda. İnsan ne yaparsan yapsın, istediği medeniyetleri kursun, istediği kadar doğayı tahrip ederek kendine gökdelenler diksin, doğa her zaman geri alır.

İnsanın “güç” takıntısı ile Doğa’nın doğallığı arasındaki denge bu. İnsan kendi gücünü kullanarak medeniyetler kurarken aslında derinlerde bir yerde biliyor da bir gün her şeyin denizin dibine gideceğini.

Bugünkü göksel dizilimler bana Persephone’nin meşhur hikayesini hatırlattı. İçinde olduğumuz mevsim itibariyle de düşünmek gerekir. Hem de Venüs’ün Akrep’te (Yeraltı) geri harekette olması da Persephone’nin Yeraltına iniş hikayesini anlatıyor. Persephone de Hermes gibi psychopomp bir figür, yani bilinçaltına da iner, bilince de gelir; dünyalar arasında dolaşır. Sonbaharda kuru ve soğuk yere gider, ilkbaharda insanların yaşadığı dünya düzlemine gelir, bahar çiçekleri gibidir. Bu hikayenin orjinal hali bu, halk şarkılarında Kız’ın kendi kendine Yeraltına gittiği ve geri döndüğü anlatılagelmiş.

Klasik dönemde ve sonrasında gelen dönemlerde bu hikaye “Kız kaçırıldı” şeklinde anlatılmış. Bu da insanın doğayla olan ilişkisinin zaman içinde nasıl değiştiğini gösterir. Hatta 19. yüzyıl’da buralara gelen batılılar da işin iyice gözünü çıkarmış halde kaydetmişler hikayeleri çünkü onlar zaten “güç kullanmak”, geldikleri yeri sömürmek ve köleleştirmek yani “kaçırmak” için gelmişlerdi.

Bir kızın bir yere doğası gereği gitmesiyle zorla kaçırılması arasındaki fark burada sorgulanması gereken.

3-apples

Peki ben hangi hikayeyi seçiyorum ? Kaçırılmayı ve kaçırmayı mı yoksa her şeyin kendi doğasına göre akıp devam etmesini mi ?

Hepimizin geçmişinde “zorla kaçırılmış” nineler, evlere hapsedilmiş nineler, hayatta kendini gerçekleştirmesine, ifade etmesine izin verilmemiş, susturulmuş gelinler var. Biz onların anılarını, travmalarını taşıyoruz. Önümüzdeki dönem kendi geçmişimizden getirdiğimiz bu konuların üzerine de çalıştığımız bir dönem olabilir. İlla ki mumları yakıp meditasyon ya da bilinçaltı çalışmaları yapmak gerekli değil, günlük hayatımızda da karşımıza çıkan durumlar, ilişkiler, karşılaşmalar, olaylar… da geçmişten getirdiğimiz, bir yerlerde kodlu duran anıların yüzeye gelip arınması demek olabilir. O yüzden çok kasmadan sadece hayatı yaşamak ama bir yerlerde de geçmişten bir şeyler getirdiğimizi; dün, bugün ve yarının birbiri ile ilişki içinde olduğunu hatırlamak gerekir.

 

10301182_632202940229225_8223917703436730081_n.jpg

 

Kişisel gücümü karşımdakine teslim ettiğim gizli ve sessiz anlaşmalar var mı hayatımda ? Dünyam dengede mi ? Kişisel gücümü medeniyete mi teslim ettim ? Karnımı doyurmak için markete, hastalandığımda iyileşmek için ilaçlara mı muhtacım ? Kendimi şehrin ortasında kaçırılmış ve tutsak gibi hissediyor muyum ? Doğada bir yürüyüşle sepetimi şifa dolu meyvelerle doldurmak ve aldığım her taze nefeste sağlıkla yürümek de mümkün mü ? İnsanların doğayı tahrip ederek kurduğu medeniyetle doğa arasındaki dengede nerede duruyorum ?

Bu sorulara yanıt ne olursa olsun, ne kadar kaçırılmış olursak olalım, her zaman bir şansımız var. Bu da kendimizle yüzleşerek, aslında kim olduğumuzu hatırlayarak ve bu hengamenin ortasında elimizde olanı değerlendirerek olacak. “Değerlendirmek” çok sihirli bir kelime: neyi değerlendirirsek, neye değer verirsek o değer kazanıyor. Değerler ve neye değer verdiğimiz konusunda derin içsel sorgulamalar yaptığımız bugünlerde bunları da hatırlamak gerekir.

Acele etmemek de gerek. Bu Yeni Ay’ın enerji dizginlerini elinde tutan Venüs önümüzdeki dönemde Terazi Burcu’na gerileyerek giriş yapacak. Bu konuları düşünmek, tartmak, ölçüp biçmek ve dengeye gelmek için zamanımız var.

 

2018 Venüs Gerilemesi: Prometheus’un Aynası

Venüs Gerilemesinde Neler Yapalım ?

Venüs Akrep’te: Medea

Venüs Gerilemesi Rehberliği

 

 

Sevgiyle,

Begüm Asteria

Ekim 2018

KADIKÖY

Lydiansoulwork@gmail.com

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s