Koç’ta Dolunay: Penthesilea ile Akhilleus

Perşembe gecesi Koç Burcunda bir dolunay yaşayacağız.

Dolunayın ışıkları altında bir birleşme, buluşma gerçekleşiyor. İnsanın birbirini anlamayan, dinlemeyen, biri gitmek isterken öteki kalmak isteyen iki parçası nihayet birleşiyor.

Bu dolunayın kendini anlama, kendisiyle birleşme ve kaybettiği parçalarını bulma yolundaki insanlar için çok önemli olduğunu düşünüyorum. İçimizdeki öteki ile birleşme, hep düşmanımız olarak gördüğümüz, yenmeye çalıştığımız, sürekli bir kavga gürültü içinde olduğumuz taraflarımızla bir anlaşmaya varmak ve bundan sonra birlikte yürüyerek daha da güçlü olmak için harika bir fırsat; içsel evliliğe giden bir kapı açıyor gökler bu gece bizler için.

Bunun üzerinde bu kadar durmamın sebebi Venüs ile Mars’ın Başak Burcunda birleşiyor olması. Başak, Latince Virgo; hem kadın hem erkek olan demektir. Vir erkek; gyn de kadın anlamına gelir. Aynı anlam Türkçe’de kızoğlankız kelimesi ile karşılanıyor.

İşte Başak Burcu zıt kutupların birleşmesinden doğan kusursuzluk prensibidir. Tamamlanmadır. Çiçeğin taşıdığı dişi ve erkek öğelerin birleşiminden oluşan ve yeterince olgunlaşmış, kusursuz meyvedir Başak. İnsan da bu kusursuzluğa ulaşmak ister, bunun için didinir durur.

Bu gece işte dişi ve erkek öğeleri gösteren Venüs ve Mars (aynı zamanda bu dolunayın da göstergeleri – ama bu biraz teknik) Başak’ta birleşiyorlar. Güneş ile Ay’ın karşıtlığından kusursuzluk içinde bir birleşme ortaya çıkıyor.

Bunu daha iyi anlayabilmek için yine yeniden, her zamanki gibi kendi topraklarımızın mit ve öykülerine dönüyoruz. Sizler için en sevdiğim mitlerden birini anlatacağım;  Truva’ya gidiyoruz!

 

tumblr_o5sa5152je1v98hxho1_500

 

Truva Savaşı’nın sonlarına doğru, Akhilleus Hektor’u yenip de tüm İllion’u kara bir yasa boğduktan sonra Amazonlar sürdüler atlarını batıya doğru. Başlarında Kraliçe Penthesilea vardı.

Savaş alanında acı dolu Akhilleus ile Penthesilea ölesiye kapışırlar. Sonunda Penthesilea düşerken miğferi başından kayar ve güzel yüzü ortaya çıkar. Akhalar şaşkınlıktan donakalır. Derler ki Akhilleus, Penthesilea’nın bedenini savaş alanında bırakmaz ve onu uzaklara taşır; hak ettiği gibi onurlandırır ve bir kraliçenin hak ettiğinden daha aşağı olmayan bir mezar inşa eder onun için. 

Bundan kısa bir süre sonra da zaten  Akhilleus da topuğundan vurularak ölecektir. 

 

Penthesilea ile Akhilleus karşılaştıkları anda düşman olsalar da sanatçılar tarafından hep birbirinin kollarındaki iki aşık olarak resmedilmişlerdir. Hiçbir sanatçı onları kavga ederken resmetmedi; onlar Akhilleus’un şaşkınlığını, pişmanlığını ve bir anda düşmanlığı bırakıp da kendini derin bir sevgi ve bağlılık için bulmasını seçti.

Su ile limonu karıştırırsanız artık elinizde su ve limon yoktur; limonata vardır. Birbirinden farklı iki kalite birleştiğinde artık bu iki şey ortadan kalkar ve ortaya yepyeni bir şey çıkar. Bu önceki iki şeyin ölümü ama yeni bir şeyin doğumu demektir bu. İşte kendimizi sevmek de aslında, eski “ben”in ölmesine izin vermek anlamına gelir. Nice takıntılarımızı, “ama ben buyum”larımızı, “bu beni ben yapan şey”lerimizi geride bırakamadığımız için olduğumuz yerde takılı ve çakılı kalıyoruz.

Bu gece kendi içimizdeki düşmanla yani kendimizle barışmak ve sonsuza kadar iki sevgili olarak hatırlanmak için iyi bir şans olabilir…

 

alexandros
Koç Burcu’nun tarihsel simgelerinden Büyük İskender

 

 

 

Sevgiyle

Begüm Asteria

Ekim 2017

KADIKÖY

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s